Stres Giderme Yöntemi Olarak “Öğrenmek"


“En son ne zaman yeni bir şeyler öğrenmekle uğraştınız?” diye sorsam, çoğunluğun yakın zamanları işaret edeceğini tahmin ediyorum. Hayat akışlarımızda “pandemi etkisi” denebilecek ve yoğunluğu değişse de hala devam eden bu dönemin belirgin sonuçlarından biri, yeni şeyler öğrenmeye eğilmemiz oldu. Bunu hem zaman zaman Instagram hesabımdaki nabız yoklamalarıma gelen yorumlardan, hem eğitimlerde katılımcıların anlattıklarından, hem de kendi çevremde aktif çalışmaya devam edenlerden biliyorum.


Çok sayıda insanın aynı sırada bu davranışı benimsemesi altında farklı tetikleyiciler yatıyor olabilir. En sık rastladığım sebep, bu dönemde eksilen etkinliklerden kazanılan zamanları doldurma isteği. Kimileri için hep ertelenen, ilgi duyulan bir konuya eğilme fırsatı. Bu dönemde işleri azalan, biten ve yeni bir alanda çalışmaya hazırlananlar için zorunlu bir etkinlik. Bir diğer sebep ise, stresle mücadelenin en etkili yöntemlerinden biri olması olabilir. Bu sonuncusu, bu yazımın da odağını oluşturuyor.

İş stresi, son yıllarda gitgide daha çok üstünde durulan ve hem kurumların verimliliğini hem çalışanların sağlık ve mutluluğunu, kısaca esenliğini etkileyen önemli bir konu. Pandemi etkisi altındaki günlerde ise, çalışılan kurumun kültürüne, ekonomi ve politika gibi dış etkilere ya da kendimiz ve yakınlarımızın sağlık durumlarına bağlı olarak iş stresini yönetmek daha çok gündemimize geldi.


İş stresinin yol açabileceği olumsuz sonuçlar sadece bireyler bazındaki kaygı ve sağlık sorunları değil. Organizasyonlar nezdinde de etik dışı davranışlar, çalışanlar arası iletişim sorunları gibi önemli olumsuzluklara yol açıyor.

Kapsamlı araştırmaların özetini içeren ve ekte de bulabileceğiniz bu makaleye göre, işteki stresle baş etmek için genellikle 3 ana stratejimiz var:

  1. Stres yaratan işin üzerine giderek daha çok eforla halletmeyi seçmek

  2. Rahatlamak için uzaklaşmak, hoşumuza giden şeyler yapmak ve molalarla tazelenmek

  3. Bir şeyler öğrenmeye odaklanmak

Yazılarımı ve podcast bölümlerimi takip edenler, öğrenme konusuna sık vurgu yaptığımı biliyor olabilir ve işin araştırma boyutu da, yukarıdaki stratejilerden en çok sonuncusunun etkili olduğunu söylüyor. Her biri ayrı birer yazı konusu olabilecek olan bu stratejilerden, en etkili olanın öğrenme olmasının birkaç sebebi var: öğrenmek konusunda kapasitemizin bir sınırı yok, yani tükettiğimiz bir kaynak değil. Bir diğeri de, o anda sağladığı stresle temasımızı kesme faydasının yanında geleceğe yönelik sonuçlar da yaratması ve gerektiğinde kullanmak üzere elimize yeni araçlar vermesi. Ancak, elbette istek ve merak gibi ön koşulları var. Ayrıca öğrenmeyi de bir “iş” ya da “görev” gibi görmek, amaçlanan faydayı -buradaki şekliyle, iş stresini iyi yönetmeyi- sağlamayacaktır.


Öğrenmek ile kastettiğimiz ne?

İş stresini yenmede öğrenme etkinliğini araç olarak kullanacaksak, strese neden olan konuyla ilgili bir şeyler öğrenmek de, ilgisiz başka konulardaki bir öğrenme de işimize yarayabilir. Her ikisinin de işe yarama sebebi, öğrenme moduna geçen zihnin, stres faktörüyle aramızda bir tampon bölge oluşturarak olumsuz etkiden bizi ayırması.


Öğrenme eyleminin, aşırı veya çok az olmayan, dozunda bir zorluk içermesi, beceri geliştirmek için gereklidir ve beynimize ihtiyaç duyduğu odaklanmayı sağlayacak, dikkatimizi sorundan alarak çözüm yoluna odaklayacaktır. (Meraklısı için: Uygun dozda zorlanmanın getirdiği performansa ilişkin en ünlü teori, Csikszentmihalyi’nin Akış Teorisi.) Eğer büyük bir strese yaşadığınızı düşünüyorsanız, bu zorluk konusunu abartmamaya dikkat etmek akıllıca olacaktır. Mizaç olarak ulaşması zor ya da uzun vakit alacak hedeflere yatkınsanız, kendinizden beklentiniz genelde başkalarından beklentinizden daha yüksekse, bu defa farklı strateji belirlemek öğretici olacaktır. Örneğin, kolayca halledebilecek ya da ilgilenmekten zevk duyulacak bir konuyu seçerek, küçük görünen bir hedef yolunda çok sayıda keşif yapmaya çalışmak gibi.


Yansıtma yapmak ya da derinlemesine düşünmek de etkili bir öğrenme tekniğidir. Seçtiğiniz öğrenme konusunda yaşadıklarınızı tanımlamak, anlamlandırmak, neler öğrendiğinizi ve daha öğrenmeniz gerektiğini düşünmek, hatta daha da iyisi, yazmak yeni kapılar açacaktır. Bu düşünme yöntemi için, bir alt başlıktaki soruları da kullanabilirsiniz. Bunun için bolca gözlem yapmak işe yarayacaktır. Gözlemi hem kendi üzerinizde, hem de başka insanlar üzerinde yapmak yeni keşiflere imkan yaratır. Her zaman olduğu gibi, bunu yaparken de yargısız olmak, amacın keşif olduğunu unutmamak kritiktir. Keşifler yaptıkça kararlar almak, kendine ödevler vermek, denemelerde bulunup her denemenin değerlendirmesini yapmak, yansıtma yapabilmek için bolca malzeme sağlayacaktır.


Bir diğer önemli nokta, öğrenme amaçlı ele alınan konu ne olursa olsun, ilerlememizi gözlemleyebilmektir. İlerlediğini görmek insana hem motivasyon verir, hem de içselleştirme fırsatı.


İlerleme nasıl gözlemlenebilir?

Bir kurs ya da derse katılarak bir şeyler öğreniyorsak bu daha kolaydır. Ön test - son test gibi uygulamalar, ödevler, sınavlar, bilgi ve becerimizi aşamalar arasında ölçmek bunu sağlar. Eğer böyle yapılandırılmış bir öğrenme ortamında değilsek ve kendi kendimize bir konuyu araştırıyor, okuyor ya da sadece seçtiğimiz konuya bakış açımız ve davranışlarımız üzerinde kendi başımıza çalışıyorsak, kendimize aşağıdaki soruları sorarak ilerlemeyi değerlendirebiliriz. Bu soruları öncelikle en başta sormak, beklenenden de fazla netleşme sağlayabilir. Daha sonra ise, zaman hedefleri de koyarak belli aşamalarda aynı soruları tekrar sormak, kat edilen yolu değerlendirmeye ve öğrenimlerimizin sürdürülebilir hale gelmesine yol açacaktır.


  • Bu konu hakkında neyi öğrenmek/geliştirmek istiyorum?

  • “Öğrendim” demem için neleri görmem gerek? Ne vakit “öğrendim / ilerledim” diyebilirim?

  • Hedeflediğim aşamaya gelmek için her zamankinden farklı ne yapabilirim?

  • Neleri denedim ve nasıl sonuçları oldu?

  • Başarısız denemelerim bana neyi farklı yapmamı söylüyor?

  • Sırada deneyebileceğim neler var?

  • Başarılı uygulamalarım bana neyi öğretti? Bundan sonra hangi durumda nasıl yapmalıyım?

  • Şu anda, başlangıç noktamdan ne kadar ilerlemiş haldeyim? Gelmek istediğim noktaya ne kadar yakınım?


Öğrenmeye alan açmak

Bir şeyi öğrenmeye karar vermek ve harekete geçmek, elbette kendi inisiyatifimizdedir. Ancak bazen, özellikle kurumsal hayatta karşımıza farklı fırsatlar da çıkabilir. Kurumsal eğitimler, koçluk ve mentorluk programları gibi. Bunları bazen biz talep edebiliyorken, bazen zorunlu olarak bize sunuluyor da olabilir. Her hâlükârda inisiyatif yine bizdedir. Cebimizden ücret çıkmadan sağlanan bu imkanlar için harcayacağımız zamanı nasıl lehimize kullanabileceğimizi önden düşünmek, alacağımız faydayı dramatik şekilde artırır.


Eğer işyerinde yetki sahibiysek, öğrenme fırsatları için ekibimize de alan açmak çok iyi bir fikir. Öğrenme veya bunu bir stres yönetim aracı olarak kullanma konuda herkes aynı düzeyde talepkar ya da bilinçli olmayabilir. İş stresiyle etkili şekilde baş edebilen insanlar hem kendilerine fayda sağlayacak, hem bizim stres seviyemize olumlu yönde etki edecek, hem de iş ve takım performansı artacaktır. İnsanları öğrenme konusunda teşvik etmek, iş stresiyle ilgili faktörler veya başka konular hakkında öğrenme adımları atmalarını desteklemek, iyi bir liderlik örneğidir.


Bütünsel bakış açısıyla, ailemiz ve arkadaşlarımız gibi yakın çevremizde de iş stresinin olumsuz etkilerine maruz kalanları görüyorsak onlara da bu konuda ön ayak olmak ya da uygun desteği sağlamak çok iyi bir fikir olabilir.


Öğrenmenin Yaşı


“Öğrenmenin yaşı yoktur.” şeklindeki atasözümüz, tüm atasözleri gibi, nesillerce aktarılan bir bilgeliğe işaret ediyor. Hangi konuda ne öğrenmek istediğimize bakmak, ilgi duyduğumuz konuyu seçmek, akıllıca bir yaklaşım olabilir. Çünkü ilgimizin ve isteğimizin yüksek olduğu konuda harcayacağımız çaba daha gönüllü olacak, öğrenme becerimiz de daha yüksek olacaktır. Öte yandan, eğer iş stresini yenmek amacıyla yola çıkıyor ama konu seçiminde kararsızlık yaşıyorsak, ya da amacımız öncelikle herhangi bir konuda hızlı ilerleme kaydetmek ve motivasyon artırmak ise, bulunduğumuz yaş grubuna göre de bir seçim yapmak mümkün.


Farklı yaş gruplarında farklı becerilerin zirveye çıktığı, pek çok araştırma yapılarak bulunmuş. Şu sıra en gelişkin dönemini yaşayan becerileriniz ne ise, bunları kullanacağınız bir konuyu öğrenmek ya da çalışmak için seçmek, yukarıda bahsettiğim hızlı sonuçları almanızı sağlayabilir. Bunun için aşağıdaki özet listeye bir göz atmanızı öneririm. (Becerilerin yaşlarla ilişkisi hakkında daha ayrıntılı bilgiyi burada bulabilirsiniz.) Bu listedeki yaşları sarsılmaz sabit birer yaş olarak değil, yaklaşık dönemler olarak dikkate almakta fayda var. Ayrıca her yaş grubu için aşağıda yer alan aktivite önerilerinin sadece öneri olduğunu, daha uygun fikirleri düşünerek kendinizin bulabileceğinizi unutmayın.


18 yaş: Beynin bilgi işleme gücü ve ayrıntıları takip etme becerileri zirvede. Her tür yeni bilgiyi, konuyu öğrenmek için uygun dönem. Detayı çok veya önemli olan konularda özellikle başarı yüksek olacaktır.


22 yaş: Farklı isimleri hatırlama gücünün en yüksek olduğu yaş. Sosyallik ve insanlarla temas içeren aktiviteler içeren uğraşlar iyi fikir.


32 yaş: Yeni yüzleri öğrenme. Yine sosyal görevler, aktiviteler ve çalışmalar yüksek performansla gerçekleştirilebilir.


43 yaş: Konsantrasyon ve odaklanma yükseliyor. Doğal ilgi duyulan herhangi bir alanda, uzun okumalar yapmak gerekiyorsa uygun yaş bu dönem. Diğer insanları dinleme ve anlama içeren aktiviteler de görece daha rahat öğrenilebilir.


48 yaş: İnsanların duygularını doğru anlama becerisi. İnsanları etkileme, gruplar üzerinde etki yaratma, eğitmenlik, danışmanlık, mentorluk, koçluk, kişilerle birebir çalışma gerektiren konular, destek rolleri bu yaş grubunda en iyi öğreniliyor. Duygusal zeka konusunda kendini geliştirmek bu yaşta daha kolay.


50 yaş: Yeni bilgileri anlama ve öğrenme, aritmetik becerisi. İlgi alanındaki konuları araştırıp öğrenmek için iyi zaman. Hesap kitap içeren aktiviteler de dahil edilebilir.


67 yaş: Kelime haznesi. Yazmak, konuşma yapmak, içerik hazırlamak gibi eylemler, ilgi duyulan yabancı dilde kendini geliştirmek veya çeviri yapmak gibi konular seçilebilir.


Dünya Ekonomik Forumu’nun son yayınladığı Geleceğin Yetkinlikleri listesinde de gördüğümüz üzere, öğrenme konusu sadece stres azaltıcı olarak kalmayacak, bugün ve gelecekte hemen her alanda amacımıza yönelik kullanacağımız bir özelliğimiz olacak gibi görünüyor. Hayatın karşımıza çıkardığı tüm zorlanmaların aslında bu yönümüzü güçlendirmek için birer fırsat olduğunu hep hatırlamak dileğiyle…


Kaynakça:

https://hbr.org/2018/09/to-cope-with-stress-try-learning-something-new

https://www.businessinsider.com/best-age-for-everything-2017-3#people-are-most-likely-to-make-big-decisions-when-their-age-ends-in-a-9-22 https://www.businessinsider.com/smartest-age-for-everything-math-vocabulary-memory-2017-7#peak-vocabulary-skills-happen-around-age-67-8

https://www.weforum.org/reports/the-future-of-jobs-report-2020/digest

5 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

© 2018 Umut Karaman

  • Gri Instagram Simge
  • LinkedIn Clean Grey

İletişim:

ece@kendiyolun.com

0216 384 85 80